Elon Musk, Joe Rogan'a verdiği son röportajda, Mars'ta bir şehir inşa etmenin insan uygarlığının geleceğini güvence altına almak için gerekli bir adım olduğunu belirtti. Musk, insanlığın bir savaş, nükleer felaket, bir meteor çarpması gibi olaylarla veya düşük doğum oranları nedeniyle "yetişkin bezleri içinde ölme" tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceğini vurguladı.
Uygarlık yok olmadan veya çökerken bilincin ışığını Mars'a taşımak hayati önem taşığını söyleyen Musk, Dünya'daki teknoloji seviyesinin uzay gemisi gönderme yeteneğinin altına düşmesi durumunda bu hedefin tehlikeye girebileceğini söyledi. Özellikle Japonya ve Kore gibi bazı gelişmiş ülkelerdeki düşük doğum oranlarına dikkat çeken Musk, mevcut oranlarla Kore'nin üç nesil sonra bugünkü nüfusunun yalnızca yüzde 4'ü kadar olacağını, hatta daha da az olabileceğini, çünkü bu ülkelerin yaklaşık 1/3'lük bir ikame oranına sahip olduğunu ve bunun üç nesilde nüfusun yüzde 3'üne düşeceği anlamına geldiğini ifade etti. Musk'ın bu ifadeleri, insan nüfusu seviyelerine dair endişe verici bir tablo çiziyor. Peki, bu korkular ne kadar gerçekçi? Nüfus dinamikleri üzerine çalışan bir evrimsel biyolog, bu konuya üç ana başlık altında farklı bir bakış açısı sunuyor:
Dünya nüfusu son yüzyılda hızla arttı ve artmaya devam ediyor
2022 yılında dünya nüfusu ilk kez sekiz milyara ulaşarak insanlık tarihinde bir dönüm noktası oldu. 1950'de 2.5 milyar olan nüfusla karşılaştırıldığında, bu nüfus sayısı oldukça dikkat çekici bir artışı gösteriyor. Birleşmiş Milletler'in tahminlerine göre, dünya nüfusu artmaya devam edecek ve 2050 yılına kadar yaklaşık 10 milyara, hatta 1980'lerin ortalarındaki tahminlere göre 10,5 milyara ulaşabilir. Bu durum, aşırı nüfusun düşük nüfustan daha öncelikli bir sorun olabileceği anlamına geliyor.
Nüfus artışı yavaşlıyor ancak bu insanlığın sonu demek değil
İnsanlık tarihinin büyük bir bölümünde nüfus artışı oldukça düşüktü. Antik çağlardan Sanayi Devrimi'ne kadar küresel nüfus artışı yıllık ortalama sadece yüzde 0,04 civarındaydı. Ancak 1800'den sonra büyüme oranı önemli ölçüde artarak 1960'larda yıllık yaklaşık yüzde 2 ile zirveye ulaştı. O zamandan beri, küresel doğurganlık oranlarındaki düşüş büyüme hızının yavaşlamasına neden oldu, ancak bu oran hala pozitif seyrediyor. Japonya ve Güney Kore gibi bazı gelişmiş ülkelerde nüfus azalması gibi gerçek sorunlar yaşandığı doğru olsa da, genel olarak insanlık için durum oldukça iyi görünüyor.
Doğa popülasyonunda da benzer dinamikler gözlemleniyor; bir tür belirli bir bölgede azalırken küresel olarak artabiliyor. Buna çarpıcı bir örnek, Amerika Birleşik Devletleri'nin doğusunda kalan son puma popülasyonu olan Florida panteri. Habitat kaybı ve insan etkileşimi nedeniyle nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Florida panteri, ABD Nesli Tehlike Altındaki Türler Yasası tarafından koruma altına alındı. Ancak genel puma türü olan Puma concolor, Kanada'dan Patagonya'ya kadar Amerika kıtasının en yaygın kara memelisidir. Bu geniş alanda popülasyonları genellikle istikrarlı olan puma, Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) Kırmızı Listesi'nde "asgari düzeyde endişe" kategorisinde yer alıyor, bu da neslinin tükenme riskinin düşük olduğunu gösteriyor. Florida panterinin durumu ciddi olsa da, genel tür için bir krizden ziyade yerel bir koruma sorununu temsil ediyor.

Benzer bir durum, Avrupa yaban kedisinin (Felis silvestris) kritik tehlike altındaki bir popülasyonu olan İskoç yaban kedisi için de geçerli. Bir zamanlar Britanya genelinde yaygın olan İskoç yaban kedisi, habitat kaybı, avlanma ve evcil kedilerle çiftleşme nedeniyle artık küçük ve birbirinden kopuk popülasyonlar halinde yaşıyor. İskoçya'daki zorlu durumuna rağmen, Avrupa yaban kedisi türü genel olarak Avrupa anakarasındaki varlığı sayesinde nispeten güvende. Florida panteri gibi İskoç yaban kedisi de yerel popülasyonlardaki azalmaların türün tamamı için bir yok olma tehdidi oluşturmadığının bir örneğidir.
Nüfus azalması çözülebilir bir sorundur
Nüfus azalmasına ilişkin "yetişkin bezi" teorisini daha da şüpheli kılan şey, bu sorunun insanlığın varlığını tehdit edebilecek diğer sorunlara kıyasla daha "çözülebilir" olmasıdır. Başka bir deyişle, hükümetler çocuk sahibi olmayı teşvik edici politikalar uygulayarak nüfusun artış veya azalış eğilimleri üzerinde belirli bir kontrol sağlayabilir.
Doğa dünyası, akıllıca uygulanan politikaların hayvan popülasyonlarının iyileşmesine nasıl yardımcı olduğuna dair birçok örnek sunuyor. Tekrar Florida panterine dönecek olursak, 1990'larda nüfusu 30'un altına düşmüştü ve akraba evliliği ile karayolu ölümleri ciddi tehditler oluşturuyordu. Bu zorlukların farkına varan koruma biyologları, Teksas'taki genetik olarak benzer bir puma popülasyonuna ait pumalar getirerek genetik çeşitliliği artırdı ve yavruların hayatta kalma oranlarını yükseltti. Ayrıca yaban hayatı koridorlarının inşası karayolu ölümlerini azaltarak popülasyonun iyileşmesine katkıda bulundu. Bu çabalar sayesinde Florida panteri popülasyonu şu anda yaklaşık 200’e ulaştı.
Benzer şekilde, İskoç yaban kedileri de hedefli koruma müdahalelerinden faydalanıyor. Nüfusu korumak için esaret altında yetiştirme programları oluşturulurken, korumacılar daha karmaşık bir sorunu da ele alıyorlar; evcil kedilerle melezleşme. Genetik olarak saf ve kendi kendini sürdürebilen bir yabani popülasyonu yeniden oluşturmak amacıyla, minimum evcil kedi soyuna sahip olanları seçerek İskoç yaban kedisi genomunu "yeniden yabanileştirme" çabaları devam ediyor. Bu örnekler, proaktif koruma önlemlerinin popülasyon düşüşlerini nasıl tersine çevirebileceğini ve bölgesel yok oluşları nasıl önleyebileceğini gösteriyor.
Sonuç olarak, "yetişkin bezi" teorisi akılda kalıcı bir ifade olsa da, insanlığın kendi kendini yok etme senaryoları listesinin en altında yer alıyor. Dahası, Musk'ın önerdiği gibi insanlığın geleceğini "çok gezegenli" bir tür haline getirerek korumak, kendi gezegenimizin hassas ekosistemini korumak için çalışmaktan daha riskli bir seçenek gibi görünüyor. Belki de nüfus azalmasına ilişkin "yetişkin bezi" teorisinden ziyade, iklim değişikliği demografiyi değiştirme konusunda daha büyük bir potansiyele sahiptir.
Kaynak: Forbes / Eser Şahin tarafından Türkçeleştirildi
