*
Ana içeriğe atla

NASA'nın yeni raporu iklim krizinin ciddiyetini ortaya koyuyor

Ajansın uyduları Dünya'yı takip etmeye devam ediyor
NASA'nın yeni raporu iklim krizinin ciddiyetini ortaya koyuyor Credit: Gregg Newton / AFP via Getty Images

Yeni bir NASA analizine göre, 2024 yılında küresel deniz seviyeleri tahmin edilenden daha fazla yükseldi. Ancak uzmanların da altını çizdiği gibi, tek bir yılın verisi değil, uzun vadeli eğilim asıl mesele. Kurumun verilerine göre, uydularla yapılan ölçümler 1993’te başladığından bu yana deniz seviyesi dünya genelinde 10 santimetreden fazla arttı ve bu artış giderek hız kazanıyor. (Toplamda, deniz seviyeleri 1880’den bu yana yaklaşık 20–23 santimetre yükseldi.)

NASA’nın Jet İtki Laboratuvarı ekibinden deniz seviyesi uzmanı Josh Willis, “Her yıl farklı geçse de, okyanusların yükselmeye devam ettiği ve bu yükselişin gittikçe hızlandığı açıkça görülüyor” diyerek durumun ciddiyetine dikkat çekti.

Deniz seviyelerindeki artış, kıyı bölgelerinde sel riskini, fırtına kaynaklı hasarları ve altyapı tehditlerini artırıyor; atık su sistemlerinden içme suyu kaynaklarına kadar pek çok yapı risk altında. Konuyla ilgili haberler yapıldığında ise sık sık “bu kadar az yükselişten ne olacak?” veya “abartmayın” gibi yorumlar geliyor. Evet, bazılarına göre son 30 yılda yaşanan yaklaşık 10 santimetre kadar yükseliş fark edilmez ya da ciddi gelmeyebilir. Ancak asıl sorun, bu yükselişin durmayacak olması.

Daha önce NOAA, NASA ve ABD Savunma Bakanlığı gibi birçok kurumun ortak hazırladığı bilimsel bir rapora göre, sadece önümüzdeki 30 yıl içinde ABD kıyılarında deniz seviyesi 25–30 santimetre kadar yükselecek. Ve bu artış burada bitmeyecek; yüzyıl sonuna kadar birkaç kat daha fazla yükselme bekleniyor. (Uzun vadeli deniz seviyesi senaryoları ileride detaylandırılıyor.)

NASA’nın yeni grafikleri, 1993’ten bu yana uyduların gözlemlediği yükselme trendini açıkça ortaya koyuyor. Bu süreçte, yıllık yükselme hızı iki katına çıkmış durumda. Uydular, okyanus yüzeyine radyo dalgaları gönderip yansıyan sinyalleri ölçerek deniz seviyesindeki bu artışı milimetre düzeyinde takip edebiliyor. Özellikle Sentinel-6/Michael Freilich gibi gelişmiş uydular, bu ölçümleri hassas şekilde yaparak uzun vadeli eğilimleri net biçimde gözler önüne seriyor.

Dünyayı gözleyen uyduların 1993'ten bu yana deniz seviyesindeki artışı gösteren grafiği.

Deniz seviyesindeki yükselmenin iki ana sebebi var. En büyük pay, yani yaklaşık üçte ikilik kısım, eriyen buzlardan kaynaklanıyor. Dünyanın dört bir yanındaki dağ buzulları hızla küçülüyor ve bu buzulların erimesiyle oluşan su eninde sonunda okyanuslara karışıyor. Bunun yanı sıra, Grönland ve Antarktika’daki dev buz kütleleri de büyük miktarda suyu denizlere taşıyor. Örneğin, yalnızca Grönland’daki buz tabakası — ki bu alan Teksas eyaletinin üç katı büyüklüğünde — 2003 ile 2019 yılları arasında yılda ortalama 200 gigaton (200 milyar ton) buz kaybetti.

Deniz seviyesini artıran diğer etken ise ısıl genişleme. Yani, okyanuslar ısındıkça su kütlesi genişliyor ve bu da deniz seviyesini yükseltiyor.

Ancak 2024 yılında bu iki etkenin rolü değişti. Çünkü geçtiğimiz yıl, dünya tarihinin en sıcak yılı olarak kayıtlara geçti. Okyanuslar, insan kaynaklı küresel ısınmanın yüzde 90’dan fazlasını absorbe ettiği için, bu ısınmanın etkisiyle deniz suyu daha fazla genişledi ve deniz seviyeleri beklentilerin biraz üzerine çıktı. Yalnızca 2024’te, deniz seviyeleri yaklaşık 6 milimetre yükseldi. NASA'ya göre, bu sıcaklık artışı uzun süredir devam eden bir eğilimin parçası; son 10 yıl, kayıtlardaki en sıcak 10 yıl oldu.

Ancak önümüzdeki yıllarda deniz seviyesindeki artışta buzulların etkisi daha da belirleyici olacak. NASA’dan Josh Willis’in ifadesiyle: “Buzullar yeni ısınmaya başlıyor.” Yani, Grönland ve Antarktika’daki buz erimeleri hızlandıkça, deniz seviyesindeki yükseliş de ciddi biçimde ivme kazanacak.

"Buzullar yeni ısınmaya başlıyor."

Deniz seviyesinin 2100 yılına kadar ne kadar yükseleceği hâlâ belirsiz. Çünkü insanlık tarihinde bu kadar büyük ölçekte insan kaynaklı buz erimesi daha önce hiç yaşanmadı. Örneğin, Antarktika’daki Thwaites Buzulu ne kadar suyu okyanuslara bırakacak? Florida büyüklüğündeki bu dev buz parçası, önümüzdeki on yıllarda küresel deniz seviyesi üzerinde ciddi etkiler yaratabilir. Bu konuda çalışan Pensilvanya Eyalet Üniversitesi’nden buzullar uzmanı Sridhar Anandakrishnan, “Thwaites, Antarktika’da önümüzdeki birkaç on yıl içinde okyanusa devasa miktarda su boşaltma potansiyeline sahip tek yer” demişti.

1993’ten bu yana yükselen yaklaşık 10 santimetrelik deniz seviyesi, aslında sadece bir başlangıç. Çünkü gezegenin ısınması her yıl hız kazanarak sürüyor.

ABD’nin çeşitli resmi kurumlarının hazırladığı kapsamlı rapora göre, 2050 ile 2150 yılları arasına yönelik beş farklı uzun vadeli senaryo oluşturulmuş durumda. Bu senaryolar, iklim politikalarının ne derece etkili olacağına göre farklılık gösteriyor. En iyimser olan “düşük” senaryo, dünya genelinde tüm ülkelerin büyük çaba göstererek küresel sıcaklık artışını 1,6 santigrat derece civarında sabitlemesini öngörüyor. Bu hedefe ulaşmak için sıcaklık artışının 19. yüzyıl seviyelerine göre 1,6°C ile sınırlandırılması gerekiyor ki bu, oldukça zor bir hedef.

ABD için belirlenen “orta” senaryo ise daha olası kabul ediliyor. Bu tahmine göre, 2050 yılına kadar deniz seviyesi yaklaşık 40 santimetre yükselecek. Yüzyılın sonuna kadar ise birkaç metreye ulaşabilir. Bu senaryo, dünya sıcaklıklarının 2 santigrat dereceye kadar artacağı bir geleceği baz alıyor.

Kısacası, bugünkü yükselişler sadece başlangıç, ve alınacak ya da alınmayacak önlemler, gelecekte kıyı bölgelerini, altyapıyı ve milyonlarca insanı doğrudan etkileyecek.

Dünya'nın tamamı ve ABD için beş farklı potansiyel deniz seviyesi artışı senaryosu.

Sonuç olarak, gelecek nesillerin ne kadar deniz seviyesi yükselmesiyle karşılaşacağı, iklim denklemindeki en öngörülemez unsur olan biz insanların alacağı kararlara bağlı.


Mark Kaufman'ın haberini Özgür Yıldız Türkçeleştirdi.

Sizin İçin Seçtiklerimiz

Mashable'da Popüler